Makale Nasıl Yazılır ?

Makale yazımında en temel dört konuya dikkat edilmesi gerekir: Başlık, Giriş, Gelişme, Sonuç. Etkili bir makale, yazacağımız konu ile ilgili etkili bir başlıkla başlar.

Makale başlığı yazacağımız konu ile ilgili okuyucu kitlesine hitap edecek, okuyucunun ilgisini çekecek, merakını celpedecek nitelikte olmalıdır. Unutulmamalı ki okuyucunun bir yazıyı okumasına neden olan şey özenle seçilmiş bir başlıktır. Makalenize başlık yazarken önemle dikkat etmeniz gereken husus makale başlığınızın uzun kelimelerden oluşmaması ve anlamsız kelimelerden özenle kaçınılmasıdır. Araştırmalar göstermektedir ki makale başlıklarında seçilen kelime oyunları okuyucunun merakını çekmektedir. Etkili bir başlık için sıradan, klişe sözcüklerden kaçının. Örneğin bir araba tanıtımı için yazacağınız bir makalede  “X Marka Araç” şeklindeki bir başlık seçimi oldukça sıradan, basit ve ucuz bir başlık seçimi olacaktır. Bunun yerine “ X Marka Aracı Almanız İçin 10 Neden” gibi bir başlık okuyucunun ilgisini daha çok çekecektir.

Makalenin giriş bölümü en az başlık kadar önemlidir. Zira okuyucunun yazınızı okumaya ya da okumamaya karar vereceği bölüm giriş bölümüdür. Bu nedenle belki de bir makalenin en çok dikkat edilmesi gereken kısmı giriş bölümüdür.Giriş bölümü de tıpkı makale başlığında olduğu gibi kısa ve öz olmalıdır. Uzun cümlelerden oluşmuş bir giriş bölümü okuyucuyu boğabilir ve kaçmasına neden olabilir. Bunun yerine oldukça sade ama etkili cümlelerden kurulmuş bir giriş, okuyucuyu yazınızın devamını okumaya itecektir. Yazınızın hangi yönde ilerleyeceği bu bölümde okuyucuya iletilir .

Etkili bir girişin ardından artık okuyucuyu yazacağımız konu ile ilgili ayrıntıların olduğu, o konu hakkında asıl bilginin barındığı yer olan gelişme bölümüne çekebiliriz. Kısaca bir makalenin gelişme bölümü yazacağımız konunun savunulduğu , bilgi ve belgelerin ortaya konulduğu, örneklerin gösterildiği alandır. Bu yüzden gelişme bölümünde yazar savunduğu ya da yazacağı konuyu çok dağıtmadan, derli toplu olarak yazmalı okuyucuyu  sıkacak cümlelerden kaçınmalı ve bu nedenle gereksiz cümleler kurmaktan kaçınmalıdır. Gelişme bölümünde yazar  ele aldığı konu hakkında okuyucuyu oldukça inandırıcı olduğu hakkında ikna etmelidir. Bunu yaparken de öznel olmaktan kaçınmalı nesnel ifadeler kullanmalıdır.

Makalenin sonuç bölümünde ise gelişme kısmında yer verdiğimiz konular kısa ve öz bir biçimde sonuç bölümünde yinelenir. Yazar sonuç bölümünde makalede anlattığı konularla ilgili bir hüküm bildirir. Bu hüküm asla ve asla gelişme bölümünde yazılan, savunulan görüşlerle  çelişmemelidir. Çelişirse makalemiz tutarsız olacaktır.

Verimli Çalışma ve Yorgunluk

Verimli Çalışma ve Yorgunluk

Yaşamımız boyunca her gün çalışmak ve birşeyler yapmak zorundayız. Her gün çalışırken yoruluruz ve bu yorgunluğu dinlenme ile geçirebiliriz. Dinlenme yorgunluk için çok önemlidir yoksa yaptığımız işin verimi düşer ve işten atılma şansı doğar. Her gün düzenli olarak uyur ve beslenmenizi yaparsak yorgunluk hissi gider ve yaptığınız işten zevk almaya başlarsınız. Bu sizin için çok ama çok önemlidir. Yaptığınız işten zevk almak hayatın anlamını çıkarmanızı sağlar ve iyi hissedersiniz. Sevdiğiniz bir işi yapmak sevmediğiniz bir işi yapmaktan kat ve kat iyidir. Bazen yorgun olur ve o gün çok kötü hissedersiniz, o gün herşey üstünüze geliyormuş gibi olur ve o gün sizin için geçmez. Sıkılırsınız ve o günün bitmesi için saatleri, dakikaları hatta saniyeleri sayarsınız ve o gün bitince mutluluktan uçarsınız. Geceleyin bidahaki gün dinç olmak için erken yatıp uykunuzu almanız gerekir yoksa tekrar aynı şeyleri yaşarsınız. Bu arada kahvaltı yapmayıda unutmayın. Ders çalışan kişiler var onlarda yorgunluk çekiyorlar bunun için çözüm ise sıklıklarla mola vermek ve ders çalışma esnasında yanınızda atıştırma bulundurmaktır. 40 Dakika çalışıp 10-15 dakika arası mola vermek en verimli çalışma programları arasında ilk sıralarda yerini alır. Bunun yanında ders çalışırken müzik dinleyebilirsiniz. Araştırmalara göre ders çalışırken müzik dinlemek verimi aşırı oranda arttırır ve anlama düzeyini yükseklere taşır. Eğer ders çalışıp çok yorulduysanız molayı arttırıp atıştırma ile televizyon izleyip biraz uzanmaniz yorgunluğunuzu giderir ve dinlenmenize rağmen o sırada çözeceğiniz soru sayısı artar. Eğer LGS gibi önemli sınavlara çalışıyorsanız bu dediğim yöntemleri uygulamak sizi 1 adım yukarı taşır. LGS gibi sınavlara 1 hafta kala çalışmayı bırakın ve onun ile ilgili konuşmayın istediğiniz , sevdiğiniz şeyleri yapın ve kafanızı dağıtın bu sırada kendinizi aşırı derecede de yormayın ki sınava yorgun olarak girmeyin. Yorgun girerseniz o seneki bütün çalışmanız çöp olabilir ve kazanamayabilirsiniz. Sınava son gün normal uyuma saatinizde yarın ne erken ne geç çünkü erken yatarsanız baş ağrısı yapar ve sınavınız iyi gecmeyebilir , geç yatarsanız ise uyku sorunları çekebilirsiniz.

Bayanlar İçin Evde İş Fikirleri

Son yıllarda artan ülkemizde de bir haylı artan bir iş kolu ortaya çıktı; evden çalışmak. Aslında evden çalışmak zaten toplumun belli kesiminde ”home office” olarak bildiğimiz bir durumdu. Ancak kadınların son yıllardaki istihdamı bu anlayışı biraz değiştirdi. Sık sık duymaya alıştığımız evden çalışma kültürü yerini artık evde iş yapmaya doğru bırakıyor. Bunda kadınların etkisi çok büyük. Çünkü Türkiye’de kadınların büyük bölümünün ev hanımı olduğu ve çalışmadığı bir gerçek. Bu yazımda kadınların evden ne gibi işler yapabildiğini veya yapabileceğini anlatacağım. İlk olarak kadınların hamur işi yapabildiğini düşünürsek evden kurabiye, poğaça veya kek gibi yapılması basit yiyecekleri sipariş usulü ile yaparak bir kazanç sağlanabilir. Bir diğer yaygınca yapılan iş kolu, çoğumuzun aşina olduğu büyük kozmetik firmalarının, ”network” ürün satışı… Bu işi genel olarak çoğu kişi biliyor dahi olsa pek kazanç getirmediğini düşünerek yapmamaktadır. Ancak bu iş sayesinde kendi girişimcilik faaliyetlerini yürüten kadınları da göz ardı etmemek gerekir. Diğer öneri ise son yıllarda bir hayli popüler hale gelen nikah şekerleri… Nikah şekerleri veya düğün süsleri kadınların evden yapıp, tatmin edici düzeylerde para kazanabileceği bir diğer iş koludur. Üstelik yeterli potansiyel ve emekle normalin de üstünde paralar kazanmak mümkündür. Sosyal uygulamaların arttığı bu dönemde yapılabilecek mantıklı bir iştir. Aslında birçok kadının da yaptığı belirli uygulamlar üzerinden artık giyilmediği veya kullanılmadığı düşünüllen giysileri ve eşyaları satmak da bir getiri kaynağıdır. Tabiki bir iş midir veya değil midir bu tartışılır. Kadınların çoğu el işi yapmaktan anlamaktadır. Bu bağlamda el işi yapıp, satarak da ortalama gelirler yine evde gün içinde yapılarak kazanç getirecek bir iştir. Yöresel anlamda yaşadığımız ülke bir hayli güzel konumdadır. Bu yöresellik kadınlarda da evde yapılan tarhana, salça veya mantı gibi yapılması zahmetli ve herkesin beceremediği işleri adeta bir yetenek gibi ön plana çıkarmaktadır. Bu noktada evden tarhana, makarna veya salça yapıp satarak ek gelir elde eden kadınları da söylemeden geçmek olmaz. Tüm bunların yanına çocuk bakıcılığı veya üniversite mezunu kadınların da evden bir nevi öğretmenlik yapması da eklenebilir.

İnterval Kardiyo Nedir?

İnterval Kardiyo Nedir? 

İnterval kardiyo yabancı kaynakların hiit olarak geçirdiği bir antrenman türüdür. Tamamiyle metobolizma hızını zirveye çıkarmak, yağ yakımını maksimum derecede tetiklemek amacıyla önerilen, uygulanan bir antrenmandır. Yabancı kaynaklar da “high intensity interval trainging” olarak geçen, “yüksek yoğunluklu aralıklı çalışma” anlamını taşıyan bu antrenman türünün dünya genelinde popülerliği zirvede diyebiliriz. Özellikle kilo vermek isteyen bir çok insanın hakkında bilgi sahibi olmadığı, bir şekilde bilgi edinen ve bu bilgiler dahilinde spor aktivitelerinde uygulayanların vazgeçemediği interval kardiyonun özellikleri duyanları hayrete düşürüyor.
Spor sonrası 48 saat boyunca metobolizma hızını daha hızlı tutan, otobüs beklerken veya uyurken bile metobolizma hızını normalin çok üstünde tutan bu antrenmanın uygulanmasıda oldukça kolay. Peki nasıl uygulanıyor?

Genelde sporla yeni tanışan insanların tercihi spor salonları oluyor. Onlarca insanın arasında olmak insanları motive ediyor. Düz bir yolda yürümek yerine, koşu bandı üzerinde yürümek biraz daha cazip geliyor. Spor salonlarına giden bir çok insanın yaptığı en büyük hata ise koşu bandının hızını yürüyüş ayarına getirmek ve saatlerce yürümek oluyor. İşte bu noktada devreye bazen hiit kardiyo giriyor ve her anlamda daha olumlu değişimler sunuyor. Spor esnasında hız yürüyüş seviyesindeyken aniden seri koşma seviyesine çıkarılıyor ve döngü halinde bu egzersiz tekrar ediliyor.

Normal hızda yürürken aniden 10 saniye süresince koşmamız ve sonrasında tekrar tempolü yürüyüşe geçip soluklanarak bu işlemi döngü haline getirmemiz durumuna hiit kardiyo deniliyor. Spor salonunda veya koşu bandı dışında yürüyüş ve koşuya uygun her alanda yapılabiliyor fakat en etkili sonuçları koşu bandı üzerinde verdiği tartışmasız bir gerçek.

Oldukça etkili olan bu antrenmanı herkesin yapmaması gerektiğini, özellikle kalp ve damar yolları rahatsızlıklarına sahip bireylerin doktor izni sonrası yapması gerektiğini unutmamak gerekiyor. Bu egzersizi uygularken zorlanma, nefes almada güçlük, çarpıntı gibi sorunlar yaşamanız halinde mutlaka devam etmemeye özen gösterilmesi gerekiyor. Kalp sağlığı açısından oldukça faydalı olan bu egzersizin diğer bir çok egzersiz türü gibi uygun olmayan kişiler için risk faktörü olduğunu unutmamalıyız. 

Startup Nedir Ne Değildir ?

Startup kavramı ülkemizde pek bilinmeyen bir kavramdır. Yabancı kökenli olaan bu kelimeye halk olarak pek aşina sayılmayız. Startup aslında bir tür girişimcilik türüdür. Herhangi bir pazarda veya sektörde yenilikçi bir ürün üreterek yapılan girişimcilik olarak tanımlanabilir. Ancak girişimcilik dediğimiz olgu her zaman başarı ile sonuçlanmayabilir. Startup işinde de bu ilke geçerlidir. Sunulan ürünün kesinlikle piyasaya tutunacağının garantisi yoktur. Startup yapmadan önce hedef belirlenen pazar iyice araştırılmalı, pazarın eksiklikleri iyi analiz edilmelidir. Seçilen pazarın tam olarak neye ihtiyacı olduğunu belirledikten sonra planlama evresine geçilmelidir. Bu evre sıradan bir işletme kuranların aksine startup yapan kişiler için hızlı olmalıdır. Çünkü startup esasında kısa zamanda büyüme odaklı bir anlayıştır. Buna dayanarak kısa zamanda hızlı büyüme ve piyasaya ya da sektöre tutunma anlamında yeni bir iş kuranlara kıyasla startup anlayışındaki kişilerin hızlı büyümeleri esas olmalıdır. Seçilen hedef kitle veya pazarda her türlü tehlikeyi iyice araştırmalı ve her türlü riski göze almayı kabul eden girişimciler, işler yolunda giderse başarılı olmaktadır. Startup kavramını sadece işletme kurma anlamında elbette sınırlandıramayız. Çünkü aynı zamanda startup anlayışı ile ortaklık ve organizasyonlarda kurulabilir. Herhangi bir iş konusunda bu yolla aslında aylarca sürecek belirsizlik kavramlarını ortadan kaldırarak, iyi analizle kısa zamanda büyük işler yapma imkanı vermektedir. Bu nedenle yeni bir iş kolu veya var olan bir iş kolundaki olası değişimleri kendine fayda sağlayacak şekilde düzenleyen girişimciler, az zamanda çok yol alabilirler. Ancak unutulmaması gereken en önemli şey yapılan analizlerin gerçekçi ve doğruluk oranı tatmin edici seviyedeyse bu riskler göze alınmalıdır. Aksi halde başarısızlık ve hayal kırıklığı kaçınılmazdır. Bu nedenle startup her kesim veya her sektör için aynı sonuçları doğurmaz. Çünkü bir sektörde analizler ve riskler doğru tahmin edilirken diğer bir sektörde yanlış olabilir. Bu tamamen girişimcilik yapan kişiye bağlıdır. Girişimci olası riskleri görmezden gelirse kısa zamanda fikriyle batar. Bu nedenle hayal edilen seviyeye gelmek isteyen girişimciler, sadece fikirle değil aynı zamanda iyi ve doğru yönlü analizlere de ihtiyaç duyalar.

Faucet Sistemi Nedir ?

Faucet denilen sistem bizim ülke olarak aşina olmaya henüz alışamamış olduğumuz bir sistemdir. Faucet, İngilizce kökenlli bir kelimedir ve ”musluk” anlamına gelir. Ancak Türkçe karşılığına benzer bir sistem midir? Elbette bu tartışılır. Faucet Sistemi kripto para sektöründe kullanılan bir sistemdir. Örnek gösterecek olursak hepimizin oradan veya buradan duyduğu Bitcoin olarak adlandırılan kripto parasıyı gösterebiliriz. Bitcoin bilindiği gibi sanal yani gerçekte olmayan, elle tutulamayan, soyut bir paradır. Son yıllarda hızla artan kripto para madenciliği tam olarak Faucet Sistem’i özetler. Peki nedir bu kripto para madenciliği? Kripto paralar bildiğimiz üzere çalışarak kazanılmayacak cinsten paralardır. Bu paraları elde etmenin yolu ya var olan kripto parayı satın almak ya da Faucet Sistem’i gibi kendimiz kazanmaktır. Faucet Sistem’de madencilik yapan güçlü bir bilgisayara ihtiyaç vardır. Çünkü kripto para madenciliği kolay bir iş değildir. Sağlam bir sistemle daimi olarak çalışan bu canavar diye nitelendirebileceğimiz bilgisayarlar kripto paraları bulup, bize getirmektedirler. Aslında biz normal hayatımıza devam ederken bu bahsettiğimiz bilgisayarlar sürekli olarak dünyanın herhangi bir yerinde kripto para aramaya devam etmektedir. Hiç durmadan çalışarak, sanal ağlardaki bu sanal madencilik sayesinde günümüzde piyasalarda çok fazla değerlere sahip kripto paraları günyüzüne çıkarmaktadır. Faucet Sistemi, tam olarak budur. Biz uyurken, işe giderken, yemek yerken veya gezerken bizim yerimize çalışarak kripto para çıkaran bilgisayar sistemlerine Faucet Sistemi adı verilir. Makalenin başında bahsettiğimiz musluk kavramı şimdi tam olarak karşılığını bulmaktadır. Çünkü bu sisteme dışarıdan bakıldığında tıpkı bir musluk gibi çalışmaktadır. Kripto para madenciliği yapılan bilgisayar sistemi açılıyor ve gerisi tamamen bilgisayarların performansına bırakılıyor. Böylelikle tıpkı hiç durmayan, sürekli su akıtan bir musluk gibi sanal ağlarda bulduğu kripto paraları sistem sahibine getiriyor. Sistemi kuran kişi ise tabiri caizse oturduğu yerden para kazanıyor. Hem de bazılarının 1 tanesine yarım kilo altınla aynı seviyelerde değerler biçilen kripto paraları kazandırıyor. Faucet Sistemi bu anlamda aslında yapılabilecek bir iş gibi görünse de yeterli performansı alacağınız bir bilgisayara ihtiyacınız olduğu da göz ardı edilmemesi gereken bir gerçektir.  

İnternet ne işe yarar ?

İnternet ne işe yarar ?

Hayatımızda çok önemli bir yeri olan internet vazgeçilmezimiz olmuştur. Faydaları gibi zararları da vardır ancak artık dünya olarak bir savaşın içindeyiz . 

Eski zamanlarda haberleşmek bu kadar kolay olmasa gerek çünkü bir tık ile artık kimin ne yaptığını nerede gezdiğini, kiminle olduğunu rahatça öğrenebiliyoruz edinmek istediğimiz bir bilgiyi, yatırmak istediğimiz faturaları hatta artık işlerimizi bile internet üzerinden yapabiliyoruz. Artık marketlerde uzun uzun kuyruklar oluşmuyor postanelerde kapının dışına kadar sıra olmuyor. ancak böyle iyi yanları olduğu gibi kötü yanları da var ;

Çağımızın büyük bir sorunu olan internet küçük çocukları etkisi altına almaya başlamıştır. Aslında burada interneti keşfedeni değil de ebeveynleri suçlasak yeridir çünkü bir çocuk yemek yemediğinde, ağladığında, çok konuştuğunda, uykusu geldiğinde dahil ellerine telefon sıkıştırılıp interneti açıp kendi köşelerine çekikiyorlar her tarafı çocuk kaynayan sokaklar artık sadece sokak olarak kalmış bahçelere girip erik elma ağaçlarına kimse dalmıyor ya da kimse kovalamıyor küçük çocukları çünkü hepsi evlerinde ellerinde internet sosyalleşme sıfır büyüdüklerinde bu çocuklar çok büyük sorunlar yaşayacaklar genellikle bu tür çocuklar büyüdüklerinde dışarıya kapalı, utangaç, sohbetlerden bağımsız aklı fikri sadece oyunlarda olan bir çocuk olarak görünüyor ve bu yüzden kendilerini yalnız hissediyorlar ama şöyle de bir durum var böyle çocuklar genelde youtuber instagrammer gibi meslekler ediniyor içerikler oluşturmak için uyku düzenini bozuyor yemek programlarına uymuyor vs. 

Ve son olarak şuna değinmek istiyorum internette dura dura karşımızdaki insanları anlayamaz hale geldik her zaman bir kin bir nefret eskisi gibi sokaklarda çekirdek kola yapamıyoruz veya annelerimiz gün yapıp dedikodu yapmıyorlar, çocuklar ailelerine çok karşılık veriyor kendilerini çizgi film aleminde sanıyor bu tür kötülüklerin önüne geçmek için interneti bir kenara bırakmamız gerek, bir kitap okumak gerek mesela bir hava almak gerek .

İnternet hayatımızı mahvetmeye kendimizi kötü hissetmemize ve üzülmemize yarar pek yarar olduğunu söyleyemem ancak bu böyledir tekrardan söylüyorum hayat interneti bırakıp insanlara bakınca daha da güzeldir 

KORONAVİRÜS ´ DEN KORUNMAK İÇİN MASKE NE İŞE YARAR ?

KORONAVİRÜS ´ DEN KORUNMAK İÇİN MASKE NE İŞE YARAR ? 

Şu an bütün Dünya gündeminde olan Çin ´ de ortaya çıkmış olan virüs bilimsel adıyla covid – 19 ´ dan korunmak için maske ne işe yarar konusunu ele alıcaz . Şuan birçok ülke de 1000 ´ leri aşkın vaka sayısı var . Dünya da ise geçen günlerde bu sayı 1 milyon kişiyi geçtiği açıklandı . Eğer herkes önceden dikkate alsaydı herşeyi belki de bu kadar vaka sayısı ölüm sayısı olmazdı . Bu önlemlerden bir tanesi de maske . Şu an da dünyada kullanılan maske bir çok ülke de ücretsiz dağıtılırken bir çok ülke de de maske sıkıntısı ortaya çıktı . Maske takmak korona virüsünden korunmak için sadece bir yardımcı olarak görebiliriz . Maske takmak covid – 19 ´ dan ne kadar korur diyecek olursanız . Maske en azından bizim alıp verdiğimiz nefesin başkasının tekrardan aynı nefesi alıp almasına engel olur . Bu sayede de bu virüsün yayılım hızını az da olsa yavaşlatır . Peki başka ne gibi işlere yarar bu maske . Maske sizin gelip geçtiğiniz bir yerden sizden önce geçen biri hapşurduysa onunla birlikte gelen havanın biraz temizlenmesini sağlar . Belki şu an da İtalya , İspanya , Amerika Birleşik Devletleri gibi bir çok ülke de maske takan kişi sayısı 1 milyon kişi daha fazla olsaydı emin olun şu an ki vaka sayılarının 4 ´ de 1 ´ i kadar azalma olurdu . Bu kadar insan da ölmemiş olurdu . Umarım az da olsa bu yazı sizi bilgilendirmiştir . Lütfen herkes dikkat etsin . Lütfen herkes artık dışarı çıkarken sadece market dahi bile olsa maskesini taksın şimdi maske hakkında biraz daha fazla bilgilendiniz . Kendinizi düşünmüyorsanız bile yakınızda ki kişileri düşünün ve sırf sadece onlar için maske takın çünkü onların hiç bir suçu yok . Bu yüzden maske takmaya özen gösterelim . İyi ve sağlıklı günler dilerim . 

Uzak Doğuda Moda Tasarım Kriterleri Nelerdir ?

Merhaba, 

Sizlerle Uzakdoğu’da mimari ve moda tasarım kriterleri nedir onları ele almak istiyorum. Uzakdoğu mimarisinde yerleşim yerleri geleneksel olarak geomancy kullanılarak seçilir. Olumsuz ve olumlu enerjiler yani yin & yang denge içinde getirilmelidir. Bir ev bir tepeye karşı inşa edilmeli ve yüzü güneyde olmalıdır. Mümkün olduğu kadar güneş ışığı almalıdır. Geleneksel bahçelerinde teraslı çiçek yatakları yaygın bir özelliktir. Örneğin lotus havuzu Kore bahçelerinde bulunan en önemli bir özelliktir. Bunlara ek olarak sakura tarzı pembe çiçekli bahçeler de göze çarpmaktadır.

Japonya’da geleneksel olarak tüm kadın kimonoları tek bedendir. Modern Kimono ise geleneksel kimono kadar karışık değildir. Resmi olmayan durumlarda giyilen kimonolar basit desenli veya tek renkli obiler ile giyilir. Kimono seçimi sembolizm ve ince sosyal mesajlarla yüklüdür. Kimononun deseni hangi mevsimde giyilmesi gerektiğini de belirleyebilir. Örneğin kelebekler ve kiraz çiçeği tomurcukları içeren desenli bir kimono ilkbahar ya da yaz içindir. Sık kullanılan bir sonbahar deseni de Japon akçaağacının kızıl yaprağıdır. Kış için ise bambu, çam ve Japon kayısısı tomurcuklarının desenleri kullanılır. Kore’de eteğin önünden dik olarak aşağı sarkan süs parçaları vardır. Kadınlar için bir geleneksel mücevherat parçası, doğal perde elemanları biçiminde asılı duran kıymetli taşlar olup ipek püskül bağlantılıydı. Üst sınıfa mensup kişiler beyaz yanında kırmızı, mavi, siyah ve sarı renkte giysiler giyerlerdi. İnanışlarında beyaz renk, saflığı temsil ettiğinden ortak kıyafetler için seçilen renktir. 

Ben de Uzakdoğu’nun hem mimari hem de giyim kriterlerinden esinlenip oluşturduğum tasarımımdan size ipuçları vermek istiyorum. Öncelikle bu key detaylara uyarak Asya’yı ve o pespembe sakura ağaçlarını anımsatacak bir kumaş seçtim. Seçmiş olduğum bu kumaş adeta sakura parklarından izler taşıyordu. Pembe ve mor gibi canlı renklerden oluşan çiçeklerle bezeli bir kumaştı. Tasarımın üst ve alt parçası tıpkı kimono gibi asimetrik detaylardan oluşuyordu. Bu iki parçayı birleştiren bir obi kemeri tasarladım. Uzakdoğu giyim kültürünün ayrılmaz bir parçası olan obi, kimonoyu sarmak için kullanılan bir çeşit japon kuşağıdır. Özellikle obi kuşağı Asya temalı bu tasarımımı öne çıkaran bitirici bir parçaydı…

Counter Strike:Global Offensive nedir?

Çağımızın ünlü oyunlarından biri olan Counter Strike:Global Offensive yani CS:GO nedir?

Hepimiz oyun oynamayı severiz.Bu oyunlardan biri olan Counter Strike Global Offensive, HalfLife gibi oyunların yapımcısı olan VALVE tarafından 2012 yılında piyasaya tam olarak sürüldü.

Bu oyunun tarihinden bahsedelim. CounterStrike ilk olarak Cs1.x sürümleriyle ortaya çıktı. Özellikle Cs 1.6 e-spor olarak çok geniş bir alana sahipti. Çok büyük ödüllerin döndüğu maçlar,turnuvalar olurdu.

Valve cs1.6dan sonra Counter Strike:Source adlı oyunu ortaya sundu fakat bu bir felaketti. Insanlar oyunu beğenmediler ve Cs1.6 oynamaya devam ettiler.Ama VALVE’nin son bir umudu vardı:Counter Strike Global Offensive.

Counter Strike Global Offensive oyununu 2012 yılında piyasaya süren valve, önce elestiri toplasa da oyun sonradan çok beğenildi.Bu oyunu oynanabilir kılan “rütbe sistemi” ise 2014 yılında piyasaya sürüldü.

Oyunda bir sürü rütbeler var. Oyuncular bu rütbeleri maclarda “edo” kasarak yükseltmeye çalışıp “DÜNYACA SEÇKİN” rütbesine ulasmaya çalışıyorlar.

CS:GO’nun bir diğer önemli alani ise e-spor musabakalarıdır. CS:GO’daki en iyi e spor takımları şunlardır:

-Astralis: Bu takım Inferno mapında 19-0’lık bir galibiyet serisine sahipti. Ta ki BIG gelip onları yenene kadar. Ayrıca CS:GO’nun en iyi 20 oyuncusundan 4 tanesi bu takımda oynamaktaydı fakat takım dagıldı.

-Space Soldiers: Şu ana kadar ki en iyi Türk e-spor takımı.Fakat mâlesef ki bu takım da dağılmış durumda.

-Fnatic: Bu takım tam bir makineli tüfekti. Önüne gelen tüm turnuvaların favorisi fnatic’ti. Fakat oyuncusu Kqly’nin hile kullandıgı duyulunca insanlar bu takıma bir antisempati besledi.

-Mausesports: Bir çok major turnuva kazanan bu takımda karrigan,frozen,woxic gibi oyuncular yer alıyor. Takımda oynayan türk oyuncu “Woxic” ile bu takım Türklerin sempatisini kazanmış durumda.

-BIG: Bu takımın Türkler tarafından sevilmesinin nedeni XANTARES yani Can. Can cok iyi awp kullanması ile bu takımın vazgeçilmezi ve bizim de gurur kaynağımız.

Ninjas in Pyjamas: Bu takım csgo’nun ilk kurulduğu tarihlerde oluşan bir takım. Ilk zamanlarında çok iyilerdi fakat şuan çok bilinmeyen bir takım.

Makalemi okuduğunuz için tesekkur ederim.Umarım faydalı olmuşumdur.